Bir ülkede üretilen mal ve değerlerin, bir başka deyişle, meydana getirilen hasılanın, toplum içerisinde dağılımına gelir dağılımı denir. Gelir dağılımı; hanehalkının kullanılabilir miktarı olarak alındığında, ferdin ekonomik gücünü ve buna bağlı olarak yaşam standartlarını belirleyen önemli bir gösterge haline gelmektedir. Bu nedenle, gelirin adil dağılımı bir toplumun en temel ihtiyaçlarından biri olmakta ve bunun temini devletin en önemli görevleri arasında yer almaktadır. Ancak literatürde yer aldığı haliyle ekonomik büyüme ile eşitsizlik birbirine koşut ilerleyen zorunlu bir ilişkiye sahiptir (Kaplan ve Aktaş, 2021).
Gelirlerin dağılım yoğunluklarını temsil eden Gini katsayısı bir ekonomideki gelir eşitsizliğini gösterir. Katsayı değerinin sıfıra yaklaşması gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaşması gelir dağılımında bozulmayı ifade eder. Türkiye’de 2006’da 0,403 olarak belirlenen Gini katsayısı, küçük hareketlenmeler yaşayarak 2020’de 0,402 olarak tespit edilmiştir. Gini değeri arada geçen yıllarda 0,4’ün altına düşmüştür. Ancak bu değeri o seviyede uzun süre tutmak mümkün olmamış, yeniden 0,4’ün üzerine çıkmıştır. Vergi öncesi Gini katsayısı ile vergi sonrası Gini katsayısı mukayese edildiğinde devletin vergiler yoluyla eşitsizliği azaltmada önemli bir işlevi üstlendiği görülmektedir. Ancak mevcut Gini katsayı değeri diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’nin gelir eşitsizliğini gidermede birçok ülkeden geri kaldığı, yüksek Gini değerlerine sahip ülkeler arasında konumlandığı görülmektedir.
Aşağıdaki şekillerde gösterilen P80/20 oranı, toplam kullanılabilir gelirlere göre küçükten büyüğe sıralanmış hanelerin gelir dağılımında en tepede bulunan yüzde 20’lik kesim ile tabanda bulunan yüzde 20’lik kesimin gelirlerinin oranını ifade etmektedir. P90/10 oranı ise tavandaki yüzde 10’luk kesim ile tabandaki yüzde 10’luk kesimin gelirlerinin oranını ifade etmektedir. Bu oranların artması kişisel gelir dağılımının eşitsizlikten yana bozulduğunu göstermektedir. Buna göre 2006’dan 2014’e kadar gelir dağılımında kısmî bir dengelenme eğilimi olduğundan bahsedilebilir. P80/20 oranının 8,08’den 6,85 dolaylarına kadar gerilediği bu zaman zarfında, bu gerilemeye paralel olarak P90/10 oranında da düşüş yaşanmıştır. P90/10 oranında düşüş 2017 yılına dek sürmüşken P80/20 oranında artış 2015 yılından sonra tekrar görülmeye başlanmıştır. Buna göre gelir dağılımı bu yıllar arasında en yüksek yüzde 10’luk dilimin aleyhine, 9. onluk dilim (yüzde 80-yüzde 90) lehine gerçekleşmiştir. Ancak şekilde bulunan diğer gösterge, yani gelir dağılımında tabanda bulunan yüzde 20’lik dilimin toplam gelirden aldığı pay incelendiğinde, yukarıda bahsi geçen değişimlerin en yoksul kesimin gelirinde herhangi bir değişime yol açmadığı görülecektir.
Erkeklerin ve kadınların medyan kazançları arasındaki fark olarak tanımlanan cinsiyete dayalı ücret farkı, kadınlar ve erkekler arasındaki ücret veya gelir eşitsizliğine dair muteber bir göstergedir.
Şekilde görüldüğü üzere Türkiye’de ücretlerin yıllar içinde artmasının yanında cinsiyete göre alınan ücret arasındaki farkın da arttığı görülmektedir. Türkiye’de cinsiyete dayalı ücret farkı yıllar içinde artış göstermiştir. Çoğu OECD ülkesinde ise bu ücret farkı daha da büyüktür. 2018 yılında cinsiyete dayalı ücret farkının OECD ortalaması 12,62, Türkiye’nin ise 9,98 olarak tespit edilmiştir.
Sonuç olarak Türkiye ekonomisine ait gelir dağılımı verileri incelendiğinde dağılım eşitsizliğinin giderek arttığı görülmektedir. En zengin yüzde 20’lik kesimin elde ettiği gelir ile en yoksul yüzde 20’lik kesimin elde ettiği gelir arasındaki fark derinleşmektedir. Benzer şekilde cinsiyete dayalı ücret farklarının da derinleştiği söylenebilir. Bir ülkenin refahı ve gelişmişliği, toplam gelirinin adil dağılmasıyla yakından ilgilidir. Bireyler, cinsiyetler ve sosyal gruplar arasında gelir eşitsizliklerinin artması sosyal çatışmalara neden olan ve ekonomik istikrarı bozan bir durum oluşturur. Gelir dağılımında adaletsizliklerin fazla olduğu ülkelerde ekonomik istikrarın uzun erimli olması beklenemez.
Kaynakça
Kaplan, Y. ve Aktaş, M. T. (2021). Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile gelir eşitsizliği ilişkisi: Literatür incelemesi. Economics Literature, 3(1), 46-64.
Bu analizi paylaş