Toplum temelli epidemiyoloji çalışmalarının amacı, bireylerin sorunlarının doğal ortamlarında kapsamlı bir şekilde ele alınmasını ve dağılımının belirlenmesini sağlamaktır (Türkiye Ruh Sağlığı Profili, 1998, s. 25). Bu kapsamda Türkiye’nin Ruh Sağlığı Profili (1998) çalışması yapılmış ve bu çalışmaya 7.479 kişi katılmıştır. Bu çalışma tüm ülkeyi kapsayan ilk epidemiyolojik araştırma niteliğindedir. Bu kısma görece daha güncel veri olan Türkiye Kronik Hastalıklar ve Risk Faktörleri Çalışması’nın (2013) ruh sağlığı ile ilgili sonuçları da dahil edilmiştir. Ayrıca güncel durumu yansıtması açısından T.C. Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı 2021-2023 Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı verilerinden faydalanılmıştır. 2019 yılında Türkiye’nin Ruh Sağlığı Profili-2 Projesi’nin tanıtım toplantısı yapılmıştır ancak projenin sonuç raporu henüz kamuoyu ile paylaşılmamıştır. COVID-19 salgını beklenmedik ve acil bir şekilde ön plana çıktığı için projenin süreci sekteye uğramış olabilir. Dolayısıyla ruh sağlığı ile ilgili kapsamlı çalışmalara bakarak Türkiye’nin ruh sağlığı hakkında tespitler yapılmaya çalışılmıştır.
Toplumdaki ruh sağlığı durumu şekilde cinsiyete göre verilmiştir. Buna göre ICD-10 tanılarının son 12 aydaki durumlarına bakılmıştır. Buna göre toplamda herhangi bir ruhsal bozukluğa sahip olanlar yüzde 17,2 olarak hesaplanmıştır. Burada cinsiyet dağılımı da göz önünde tutulduğunda kadınların ağrı bozukluğu, depresif nöbet, özgül hobi gibi bozukluklarda erkeklerden daha fazla miktarda ruhsal bozukluğa sahip olduğu görülmektedir.
Bölgelerin dağılımına göre bakıldığında Doğu Karadeniz Bölgesi’nde depresyon varlığı en fazla görülmektedir. Bu bölgeyi takiben İstanbul ve Batı Karadeniz gelmektedir. Depresyon varlığı cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Türkiye’nin genelinde kadınların erkeklerden daha fazla depresyondan mustarip oldukları görülmektedir. Cinsiyete göre diğer bozukluklar da verilmiştir. Toplam ruh sağlığı bozukluğu, somatizasyon bozukluğu, panik bozuklukta da kadınlar erkeklerden daha fazla orana sahiptir.
Eskişehir ilinde yapılan ruhsal bozuklukların yaygınlığını ve psikiyatrik destek alma durumlarını inceleyen çalışmada en az bir duygudurum bozukluğu olan yüzde 37, anksiyete bozukluğu yüzde 29, somatoform bozukluğu yüzde 18,6 olarak bulunmuştur. Bu bozukluklar cinsiyete göre farklılık göstermiş, kadınlarda bu bozuklukların hepsi daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Ek olarak ruhsal bozukluk tanısı aldığı düşünülen bireylerin yüzde 64’nün duygudurum bozukluğundan, yüzde 67’sinin anksiyete bozukluğundan, yüzde 70’inin somatoform bozukluklardan tedavi alabileceği ortaya konmuştur (Keskin vd., 2013). Eskişehir iliyle sınırlı bu çalışma ruhsal bozukluk ve tedavi durumunu değerlendirmek açısından önemlidir, yaygınlaşarak ülke geneline uygulanması genel tabloyu görmeyi daha mümkün kılacaktır.
T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı içerisinde Türkiye’nin ruh sağlığı durumu incelenebilir. Psikiyatrik tedavi gören 1.000 kişi başına düşen yatak sayısı şekilde verilmiştir. Burada OECD ülkeleri arasında en yüksek yatak sayısına sahip ülke 2,59 ile Japonya’dır. Türkiye 0,05 ve Meksika 0,03 ile en düşük yatak sayısına sahip olan ülkelerdir. Burada Türkiye’nin diğer ülkelere kıyasla iyileştirmeye gitme ihtiyacı görülebilir.
Ruh sağlığı hizmeti veren Sağlık Bakanlığı kuruluşlarının mevcut durumdaki kapasiteleri de şekilde verilmiştir. Buna göre en fazla kapasite aile sağlığı merkezlerinde bulunmaktadır. En az kapasite ise eğitim araştırma ve üniversite hastanelerine aittir. Genel hastane, aile sağlığı merkezlerini takip etmektedir. Ancak buradaki genel hastane sayısı Sağlık Bakanlığı’na bağlı hizmet veren hastane sayısını temsil etmektedir. Özel sağlık kurumları bu sayıya dahil edilmemiştir.
100.000 kişiye düşen ruh sağlığı alanında çalışan insan gücü de ruh sağlığı alanında hizmet veren kişilerin niceliğini gösteren bir veridir. Grafikte 2011 ve 2020 yılları karşılaştırılmalı verilmiştir. Buradan hareketle 2011 ve 2020 yıllarında ruh sağlığı alanında en fazla çalışan insan gücünün aile hekimleri olduğu görülmektedir. Ruh sağlığı uzmanları 2011 yılında 2,2 iken 2020 yılında 3,43 olmuştur. Psikolog olarak çalışan insan gücü 2011 yılında 1,85 iken 2020 yılında 5,04’e yükselmiştir. Ruh sağlığı alanında güncel durumu kısmi olarak açıklayan bu veriler genel tabloyu değerlendirmek açısından önemlidir.
Genel itibarıyla değerlendirildiğinde depresyonun Türkiye genelinde oldukça yaygın olduğu, kadınların erkeklere göre daha fazla psikolojik bozukluğa sahip olduğu gözlemlenmektedir. Aynı zamanda Doğu Karadeniz, İstanbul ve Batı Karadeniz’de diğer bölgelere göre daha fazla depresyon tanısı alan bireyler bulunmaktadır. 2019 yılında yapılması planlanan Türkiye’nin Ruh Sağlığı Profili-2 çalışması açıklandığında daha detaylı ve güncel verilere erişim imkânı doğacaktır. Öte yandan T.C Sağlık Bakanlığı’nın eylem planında güncel duruma yönelik sağlık alanında çalışan insan gücünün 2011 yılına göre 2020 yılında artış gösterdiğini söylemek mümkündür.
Kaynakça
Keskin, A., Ünlüoğlu, İ., Bilge, U. ve Yenilmez, Ç. (2013). Ruhsal bozuklukların yaygınlığı, cinsiyetlere göre dağılımı ve psikiyatrik destek alma ile ilişkisi. Archives of Neuropsychiatry/Noropsikiatri Arsivi, 50(4).
Kılıç, C. (1998). Erişkinlerle ilgili sonuçlar. Türkiye ruh sağlığı profili: Ana rapor; Erol N, Kılıç C, Ulusoy M, Keçeci M, Şimşek Z (ed.). Sağlık Bakanlığı Yayınları, Ankara.
Kılıç, C. (2020). Türkiye’de ruhsal hastalıkların yaygınlığı ve ruhsal tedavi ihtiyacı konusunda neredeyiz?. Toplum ve Hekim, 35(3), 179-187.
T.C. Sağlık Bakanlığı. (2013). Türkiye kronik hastalıklar ve risk faktörleri çalışması. Ankara. 17 Mart 2022 tarihinde https://sbu.saglik.gov.tr/Ekutuphane/Yayin/462 adresinden erişildi.
T.C. Sağlık Bakanlığı. (t.y.). Ulusal ruh sağlığı eylem planı. 31 Mayıs 2022 tarihinde https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/Ruh_Sagligi_Db/yayinlarimiz/URSEP_Baski.pdf adresinden erişildi.
Bu analizi paylaş