Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür

Son 12 aydaki ICD-10 Tanılarının Cinsiyete Göre Dağılımı (1988)

%

Kaynak: Erişkinlerle İlgili Sonuçlar, Türkiye Ruh Sağlığı Profili Sosyal Veri

AI Analiz

Yapay zeka ile veri analizi

Otomatik oluşturulmuş grafik yorumu
Genel Bakış:
Grafik, son 12 ayda ICD-10 tanıları arasında cinsiyete göre dağılımı göstermektedir. Kadın ve erkekler arasındaki ruhsal bozuklukların prevalansı, her bir tanı için ayrı ayrı sunulmuştur.

Öne Çıkan Bulgular:
En yüksek değer: Kadınlar arasında "Herhangi bir ruhsal bozukluk" tanısı %22.4 ile en yüksek değeri alırken, erkeklerde bu oran %10.9'dur.
En düşük değer: Kadınlar için "Anoreksiya Nervoza" tanısı %0, erkekler için ise %0 ile en düşük değerleri temsil etmektedir.
Dikkat çekici farklar: Kadınlar ile erkekler arasında "Panik Bozukluk"ta %0.3, "Agorafobi"de %0.6, "Yaygın Bunaltı Bozukluğu"nda %0.1, "Depresif Nöbet"te %3.1, "Distimi"de %1.4, "Kısa Yineleyici Depresyon"da %1.4, "Hipokondriyazis"de %0.5, "Sosyal Fobi"de %2.4, "Özgül Fobi"de %2.4, "Ağrı Bozukluğu"nda %0.4 ve "Somatizasyon Bozukluğu"nda %0.2 gibi belirgin farklar gözlemlenmektedir.
Trendler: Kadınların ruhsal bozukluklara yatkınlığı, genel olarak erkeklere göre daha yüksek görünmektedir. Özellikle "Herhangi bir ruhsal bozukluk" tanısında kadınların oranı erkeklere göre belirgin bir şekilde daha fazladır.

Değerlendirme:
Bu veriler, ruhsal bozuklukların cinsiyete göre farklılık gösterdiğini ve kadınların bu tür bozukluklara daha fazla maruz kaldığını ortaya koymaktadır. Toplumsal anlamda, kadınların ruhsal sağlık sorunları konusunda daha fazla destek ve farkındalık gerektirdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, erkeklerin ruhsal bozuklukları konusunda daha az tanı alması, toplumsal cinsiyet normları ve ruh sağlığına yönelik stigma ile ilişkilendirilebilir. Bu durum, erkeklerin ruhsal sağlık sorunlarını gizleme eğiliminde olduğunu ve bu konuda daha fazla araştırma ve destek ihtiyacını ortaya koymaktadır.