Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Türkiye'nin İntihar Tablosu
Halk Sağlığı

Türkiye'nin İntihar Tablosu

· 15 Ekim 2022 · 8 dk okuma

Durkheim’in ortaya koyduğu mirasla, klasik sosyolojinin ana başlıklarından biri haline gelen intiharın bireysel patolojiden ziyade toplumsal bir olgu olarak ele alınması sosyal bilimler adına mühim bir kırılmaya işaret etmektedir. Her ne kadar ardından üretilen devasa literatür onun çalışmalarının epey ötesine geçse de Durkheim’in intiharı egoist, anomik, özgeci ve fatalist (kaderci) olmak üzere 4 kategori ışığında ele alması öne çıkan bir tasniftir. Buna göre egoist intihar toplumsal bütünleşme eksikliğinden, özgeci intihar sosyal gruplara aşırı dahiliyetten, anomik intihar sosyal düzen eksikliğinden, fatalist intihar ise bireylerin çok sıkı denetim altında tutulmasından kaynaklanmaktadır (Singh, 2020). Durkheim’ın çağdaşlarında da görülen sıkı pozitivist anlayış ve belirlenimci düşünceyle geliştirdiği kuramsal çerçevesinin güncel toplumsal paradigmaya ne kadar yerleştirilebileceği bir hayli tartışmalıdır. Ancak, 19. yüzyılın sonundan bugüne dek değişmeyen nokta intiharın tüm yakıcılığıyla karşımıza çıkmaya devam eden bir fenomen olduğudur. 

TÜİK’in ölüm istatistikleriyle alakalı verilerden derlediği bültenlerine göre Türkiye’de intihar vakaları cinsiyet, eğitim durumu, sınıfsal konum gibi alt kırılımlara bağlı değişkenlik göstermektedir. Örneğin, 2013-2019 seneleri arası intihar sayıları incelendiğinde kadınların oranı erkeklerin oranından bir hayli az gözükmektedir. Buna göre en güncel veriye sahip olunan 2019 yılında intihar edenler arasında kadınların oranı yaklaşık yüzde 25 iken, erkeklerin oranı takriben yüzde 75’tir. Daha önceki yıllarda da var olan ve 2019’da 3 katlık bir farka işaret eden bu açıklık cinsiyetin intihar üzerinde ne yönde bir etkisi olduğunu merak ettirmektedir.

İntihar Eden Bireylerin Cinsiyete Göre Dağılımı (2014-2021)

Göktaş ve Metintaş (2019) ortak çalışmalarında Türkiye için intihar davranışındaki cinsiyet farklılıklarının hâlâ tam olarak açıklanamadığını belirtmiş; erkeklerde intihar oranının yüksek olmasını alkol bağımlılığı ve şiddet eğilimi gibi faktörlerle, kadınlarda bahsedilen oranının daha düşük olmasını ise sağlık hizmetlerine, bilhassa psikiyatri hizmetlerine başvurmanın kadınlar arasında daha yaygın olmasıyla ilişkilendirmişlerdir (2019, s. 203). Canetto (2008) ise kadınların intihar davranışında kültürel bağlam ve arka planın rolünü irdelediği araştırmasında, dünya çapında kız çocuklarının ve kadınların intihar düşünce ve davranışına daha fazla sahip olduklarını, ancak erkeklerin intihar oranlarının daha yüksek olduğunu tespit etmiştir. 

Bu noktada cinsiyet ve intihar eğilimini arasındaki ilişkiyi açıklarken kültürel ayrışmayı göz önünde bulunduran Canetto, farklı ülkelerden örüntüleri örnek göstermektedir. Örneğin, ABD’de intihar davranışı en çok yaşlı ve beyaz erkekler arasında yaygın olduğundan intihar tipik anlamda maskülen bir davranış gibi kabul edilmekte, kendini öldüren kadınlar marjinal bir konumda görülmektedir. Öte yandan, Çin gibi ülkelerde genç kadınlar arasında daha yaygın olan intihar güçsüzlerin eylemi şeklinde değerlendirilerek bu toplumlarda kendini öldüren erkeklerin zayıf ve feminen olduğu düşünülmektedir. İntihara ilişkin kabullerin kültürden kültüre bu denli farklılık göstermesi Canetto’nun ifadesiyle cinsiyet ve intihar davranışına dair özcü bakış açılarına; aynı zamanda sanayileşmiş ülkelerde yaygın olan kadınların feminen kaldıkları ve aile içinde kapsandıkları müddetçe intihardan korunacakları varsayımına meydan okumaktadır (Canetto, 2008, s. 259). 

TÜİK’in ölüm istatistiklerine bakıldığında 2013-2019 arası intihar nedenleri arasında en çok bilinmeyen sebepler öne çıkmaktadır. İntihar nedenleri bıraktıkları takdirde kişilerin not veya mektuplarından, geride materyal bırakmadıklarında ise çevredekilerin bilgi ve yorumlarından tespit edildiği için dolaylı ve esasında sathi bir çıkarsamayla anlaşılmaktadır. Bu durum intiharların nedenlerinin tam manasıyla anlaşılmasını zorlaştırıyor gözükmektedir. 2017-2019 arası verilere bakıldığında intihar nedenleri arasında ilk sırada bilinmeyen, ardından diğer kategorisinin geldiği görülmektedir. Nedeni bilinmeyen veya nedeni geniş bir diğer kategorisinde değerlendirilen intiharların sayıca fazla olması muğlak bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca 2016 yılından itibaren sebebi diğer kategorisinde ele alınan intiharların sayısında oldukça büyük bir sıçrama göze çarpmaktadır. 

Bunlarla beraber, 2014-2019 arası her sene için üçüncü en yaygın intihar nedeninin hastalık olduğu görülmüş; 2017-2019 aralığında ise hastalıktan sonra en yaygın intihar sebebinin geçim zorluğu olduğu tespit edilmiştir. Kritik bir bulguya işaret eden bu tablo, birçok bilimsel araştırmada ortaya konan (Ritchie, Roser ve Ortiz Ospina, 2015) ekonomik krizlerin bilhassa erkek intiharlarını artırdığı teziyle beraber yorumlanabilir. Küçükparlak’a göre intihar davranışı tek bir nedene indirgenemeyecek olmakla beraber; ekonomik kriz dolayısıyla ortaya çıkan işsizlik ve geçim zorluğu bazı krizlerde intiharı neredeyse 2 katı katına çıkaran bir hayli güçlü faktörlerdir (Umurbilir, 2021). Bu bağlamda esas olan intiharlara zemin hazırlayan ekonomik ve sosyal bağlamın önüne geçmek, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini geliştirmek, bireyleri son raddeye getiren unsurları ortadan kaldırmaktır. 

Nedenlerine Göre İntihar Sayıları (2014-2019)

İntihar sayılarının yaş ve cinsiyet değişkenleri özelinde izlediği seyir meselelerin boyutlarını tahlil edebilmede oldukça anlamlıdır. Öncelikle yaş grupları bazında bakıldığında 2014’ten 2019’a her sene için en yüksek sayıda intiharın 20-24 yaş grubunda gözlemlendiği dikkat çekmektedir. Bununla beraber, 2019 yılında intiharların en yüksek olduğu ikinci yaş grubu 30-34 olarak kaydedilmiştir. Toplumsal bir mesele olarak genç intiharlarını akla getiren bu veriler sosyal ve ruhsal tüm belirleyenleriyle beraber ciddiyetle ele alınmalıdır. Eğitim seviyesi bazında bakıldığında ise 2015-2018 aralığında intihar edenler arasında en yüksek oranın ilkokul mezunlarına ait olduğu tespit edilmiştir. 2019 senesinde ise en çok lise ve dengi okullardan mezun olanların intihar ettiği görülmüştür.  

Yaş Gruplarına Göre İntihar Sayıları (2014-2023)

İntihar Eden Kişilerin Eğitim Seviyelerine Göre Dağılımı (2014-2021)

Türkiye’de kamusal ruh sağlığı hizmetlerine erişimin bir hayli kısıtlı olması veya intiharla alakalı destek sağlayacak bir acil durum telefon hattının bulunmaması alandaki yetersizliklere işaret etmektedir (Umurbilir, 2021). Son olarak, medya araçlarının ve haber dilinin intiharların normalleşmesine sebep olma veya bulaşıcılığını arttırma hususunda oldukça kritik bir rol üstlendiği söylenebilir. Bu noktada uzmanlara göre intihar haberlerinin sunuluş biçiminin bireyleri yönlendirecek veya taklide yol açacak nitelikten uzak olması gerekmektedir. 

Kaynakça

Canetto, S. S. (2008). Women and suicidal behavior: a cultural analysis. American Journal of Orthopsychiatry78(2), 259-266. 

Göktaş, S. ve Metintaş, S. (2019). Suicide mortality trends by age, gender and method in Turkey, 2002–2015. Turkish Journal of Public Health17(2), 195-206. 

Ritchie, H., Roser, M. ve Ortiz Ospina, E. (2015). Suicide. 18 Mayıs 2022 tarihinde https://ourworldindata.org/suicide adresinden erişildi. 

Robertson, M. (2006). Books reconsidered: Emile Durkheim, Le Suicide. Australasian Psychiatry14(4), 365-368. 

Singh, A. (2020, 30 Mart). Four types of suicide. 18 Mayıs 2022 tarihinde https://www.mdis.edu.sg/blog/four-types-of-suicides/ adresinden erişildi.

Umurbilir, E. (2021, 7 Aralık). Ekonomik krizlerin korkutucu boyutu: İntiharlar ve yapılması gerekenler. 18 Mayıs 2022 tarihinde https://www.indyturk.com/node/443371/ya%C5%9Fam/ekonomik-krizlerin-korkutucu-boyutu-i%CC%87ntiharlar-ve-yap%C4%B1lmas%C4%B1-gerekenler adresinden erişildi.


 

Bu analizi paylaş