Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür

AİHM’ye Yapılan Başvuru Sayısı (2015-2022)

Adet

Kaynak: Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı, 2021 Sosyal Veri

AI Analiz

Yapay zeka ile veri analizi

Otomatik oluşturulmuş grafik yorumu
Genel Bakış:
Grafik, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) yapılan başvuruların 2015-2022 yılları arasındaki yıllık dağılımını göstermektedir. Türkiye'nin başvuru sayıları ile toplam başvuru sayıları arasındaki değişimi analiz ederek, insan hakları ihlalleri ve yargı süreçleri hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

Öne Çıkan Bulgular:
En yüksek ve en düşük değerler:
• En yüksek başvuru sayısı 2022 yılında 74,650 olarak kaydedilmiştir.
• En düşük başvuru sayısı ise 2017 yılında 56,250'dir.

Dikkat çekici farklar:
• 2015 yılında Türkiye'den yapılan başvuru sayısı 8,450 iken, 2022 yılında bu sayı 20,100'e yükselmiştir. Bu, Türkiye'den yapılan başvuruların 11,650 artış gösterdiği anlamına gelmektedir.
• Toplam başvuru sayısında ise 2015'ten 2022'ye kadar 7,800'lük bir artış gözlemlenmiştir (64,850'den 74,650'ye).

Trendler:
• Türkiye'den yapılan başvurular yıllar içinde sürekli bir artış göstermiştir. 2015'te 8,450 olan başvuru sayısı, 2022'de 20,100'e çıkarak %137 oranında bir artış göstermiştir.
• Toplam başvuru sayısında ise dalgalanmalar gözlemlenmektedir; 2016'da 79,750 ile zirve yapmış, ardından 2017'de 56,250'ye düşmüştür. Ancak 2018'den itibaren tekrar bir artış trendi başlamıştır.

Değerlendirme:
Bu veriler, Türkiye'deki insan hakları ihlalleri ve yargı süreçleriyle ilgili artan bir kaygıyı yansıtmaktadır. AİHM'ye yapılan başvuru sayısındaki artış, bireylerin haklarını koruma arayışının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, toplam başvuru sayısındaki dalgalanmalar, Avrupa genelinde insan hakları meselelerine ilişkin değişen politikalar ve toplumsal dinamiklerle bağlantılı olabilir. Bu durum, hem Türkiye'deki hukukun üstünlüğü hem de Avrupa'daki insan hakları standartları açısından önemli bir tartışma konusu oluşturmaktadır.