Dünyada ve Türkiye’de önemli sorunlardan birisi olan iş suistimali devlet kurumları ve işletmelerde ciddi maddi kayıplara neden olmaktadır. İş suistimali “görev ve yetkilerin, kanunsuz ya da adil olmayan bir şekilde kazanç sağlamak için kötüye kullanılması veyahut kişinin işveren kuruluşu dolandırdığı eylemler” olarak tanımlanmaktadır (KPMG ve TEİD, 2020). Devlet kurumları ve özel işletmelerin itibar kaybına yol açan ve maddi olarak ciddi bir yük oluşturan iş suistimali önemli bir problem olarak meydana çıkmaktadır (KPMG ve TEİD, 2020).
Bu kısımda kullanılan bir çalışma, uluslararası düzeyde çalışmalar yürüten Uluslararası Suistimal İnceleme Uzmanları Derneği (USİUD) tarafından 2 yılda bir küresel ölçekte gerçekleştirilen 2020 Küresel Suistimal Raporu’dur. Raporda 125 ülkeden 2.504 gerçek suistimal vakası tespit edilmiştir (USIUD, 2020). Bu bağlamda benzer bir çalışma, Etik ve İtibar Derneği (TEİD) ve KPMG’nin birlikte hazırlamış olduğu 157 katılımcıyı kapsayan “Bir Suistimalcinin Profili” adlı rapordur. Raporda toplam katılımcıların yüzde 57’si global şirket çalışanı iken yüzde 43’ü sadece Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerde çalışmaktadır (Bir Suistimalcinin Profili, 2020). Bu yazıda iki rapor baz alınarak suistimal vakaları ve suistimalci profillerine dair birtakım değerlendirmeler yapılmıştır.
Bölge bazlı ülkelerin suistimal durumlarının yayınlandığı 2020 Küresel Suistimal Raporu’nda Türkiye, Doğu Avrupa ve Batı-Orta Asya ülkelerinin içinde yer almıştır. Bu ülkelerin suistimal vakaları şekilde verilmiştir. Buna göre Türkiye diğer ülkeler arasında en fazla suistimal vakası gerçekleşen ülkelerden birisi olmuştur. Sırbistan 14 vaka ile en fazla suistimal görülen ülke olmuştur. Sırbistan’ı, Türkiye ve Rusya 13 vaka ile takip etmiştir. Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek gibi ülkeler ise suistimal vaka sayısının 1 olduğu ülkelerden bazılarıdır. Suistimal vakalarının meydana geldiği alanlar şekilde verilmiştir. Buna göre zimmet/şahsi menfaat ve varlıkların kötüye kullanımı yüzde 49,02 ile en yüksek orana sahip iki alandır. Bunları satın alma suistimalleri yüzde 43,14 ile izlemektedir. Mali tablo ve diğer alanlar yüzde 7’lik bir oran ile görece daha az bir paya sahip olmuştur.
Suistimal profili ve mağdur şirketlere dair daha spesifik göstergelere sahip olan Bir Suistimalcinin Profili raporundan elde edilen verilerden hareketle şekilde suistimalcilerin yaş dağılımı verilmiştir. Buna göre suistimal yapan kişiler 36-45 yaş arasında en fazla yaygınlık gösterirken bunu 46-55 yaş grubu izlemektedir. Aynı zamanda erken yaş döneminde bulunan çalışanların daha az suistimal eylemi gerçekleştirdikleri grafikten hareketle söylenebilir. Dolayısıyla suistimal eylemlerinin geç yetişkinlik döneminde daha yaygın olduğu sonucuna varılabilir.
Suistimalcilerin cinsiyet dağılımları şekilde verilmiştir. 2016 yılındaki sonuca göre suistimalcilerin yüzde 17’si kadın iken yüzde 79’u erkektir. 2020 yılındaki rapor sonucuna bakıldığında ise suistimalcilerin yüzde 8’i kadın iken yüzde 92’si erkek olmuştur. Dolayısıyla 4 yıl içinde kadın suistimalcilerin sayısı daha az olarak belirlenirken erkek suistimalcilerin yüksek olan oranı daha da yükselmiştir. Şirketlerin faaliyet gösterdikleri sektörler ve suistimal görülme oranları verilmiştir. Suistimal görülme oranı diğer olarak belirtilen sektörde yüzde 25 iken üretim sektöründe yüzde 22 olarak tespit edilmiştir. Turizm, danışmanlık ve teknoloji sektörlerinde ise yüzde 1, yüzde 2 gibi çok düşük miktarlarda suistimal vakaları görülmüştür.
Suistimaller, şirketlerde çalışanların sayısı açısından değerlendirildiğinde 1.001-10.000 ve 10.000 ve üzeri çalışan barındıran şirketlerin daha fazla suistimal vakaları ile karşı karşıya oldukları görülmektedir. Daha az çalışan barındıran şirketlerde suistimal görülme oranı daha az olarak belirlenmiştir. Yine benzer bir gösterge olarak suistimalcilerin şirkette çalışıp çalışmadığına da bakılmıştır. Buna göre 2016 ve 2020 yıllarında suistimalcilerin şirketin bir çalışanı olması 2016’daki raporda yüzde 65’te iken 2020’de yüzde 89,36 ile yüksek bir orana sahip olmuştur. Buna göre suistimal eylemlerinin şirketin içinde halihazırda şirket çalışanları tarafından yapıldığı görülmektedir.
Suistimallerin ortaya çıkmasının altında yatan etkenler verilmiştir. Buna binaen zayıf iç kontroller yüzde 69 ile ilk sırada gelirken bunu takiben yüzde 53 ile etkin olmayan gözetimler ikinci sırada gelmektedir. Yüzde 40’larda orana sahip olan etkenler sınırsız yetkiler ve yetkilerin ayrılığı ilkesine uyulmamasıdır. Son olarak çalışma kapsamında suistimallerin tespit edilme yolları üzerinde de durulmuştur. Buna göre yönetim incelemesi, iç denetim ve resmi bildirim/ihbar sırayla en yüksek oranlar olarak belirtilmiştir. Aktifliğini koruyan bir mesele olarak suistimal ve kötüye kullanma daha kapsamlı araştırılması gereken konulardan birisidir. İş yerinde güvenli ortamı sağlama, işveren ve çalışan arasında güven esasına dayalı iş yürütme iş dünyasındaki önceliklerdendir. Özellikle yaşın ilerlemesi ile suistimal vakalarının çoğalması, çalışanların neden suistimale meylettiklerinin daha detaylı araştırılmasını gerektirmektedir.
Kaynakça
Association of Certified Fraud Examiners (ACFE). (2020). Report to the nations. 15 Şubat 2022 tarihinde https://www.acfe.com/report-to-the-nations/2020/ adresinden erişildi.
KPMG ve Türkiye Etik ve İtibar Derneği (TEİD). (2020). Bir suistimalcinin profili 2020. 15 Şubat 2022 tarihinde https://www.teid.org/wp-content/uploads/2020/12/bir-suistimalcinin-profili-2020.pdf adresinden erişildi.
Uluslararası Suistimal İnceleme Uzmanları Derneği. (USIUD). 2020 ACFE report to nations yayımlandı. 16 Şubat 2022 tarihinde https://acfetr.com/index.php?pg=haber_detay &qshaberid=361 adresinden erişildi.
Bu analizi paylaş