Toplumsal ve iktisadi birçok alanda yerleşmiş cinsiyet eşitsizliklerinin ekonomik büyüme ve beşerî kalkınmayla ilişkili olduğunu belirten araştırmalar çoğunlukla bahsedilen değişkenler arasında negatif bir korelasyon bulunduğunu ileri sürmektedir (Klasen ve Lamanna, 2009, s. 91). Buna göre, istihdam ve eğitim alanlarında görülen cinsiyetler arası uçurumlar, bölgeler arası ekonomik farklılıkları açıklamada önemli bir role sahiptir.
Bu doğrultuda Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya ülkeleri kadın istihdamında kat ettikleri yavaş gelişmeden ötürü mustarip bir konumda (Klasen ve Lamanna, 2009, s. 91) gözükmektedir. Öte yandan refah perspektifinden bakıldığında da söz konusu cinsiyet eşitsizliklerinin ilkesel açıdan problemli ve adaletsiz bir zemin oluşturmaları çok boyutlu sorun ve krizlere yol açmaktadır.
Türkiye’de kadın istihdamının uluslararası standartlarla karşılaştırıldığında oldukça düşük oranlarda seyretmesi ilgili literatürde birçok tartışmanın odağı haline gelmiştir (İlkkaracan, 2012). Kadınların iş gücüne katılım ve istihdam yüzdeleri 2014’ten 2019’a belli bir ölçekte artış gösterse bile oranlar hâlâ tatmin edici bir düzeyde gözükmemektedir. Güncel olarak 2020’de yüzde 26,3 şeklinde tespit edilen kadın istihdam oranı, bu haliyle OECD ortalaması yüzde 51,7’nin epey gerisinde kalmaktadır (OECD Stats, t.y.).
Benzer şekilde, iş gücüne katılım oranlarının da erkekler için yüzde 68,2 (TÜİK, 2021) iken kadınlar için yüzde 30,9’da kalması eşitsiz bir tabloya işaret etmektedir. Bununla beraber, her iki gösterge için de 2019’a değin artış trendi söz konusuyken, 2019’dan 2020’ye geçişte önceki yılların aksine bir azalış gözlemlenmesi dikkat çekicidir. Son 1 senede kadınlar için iş gücüne katılım ve istihdam oranlarının sırayla 3,5 ve 2,4 puan azalması COVID-19 salgını nedeniyle iş gücü piyasalarının kırılganlaşmasının kaçınılmaz neticesi olarak değerlendirilebilir.
Kadın istihdamının yıllar içinde iktisadi faaliyet kollarına göre dağılımı incelendiğinde 2014-2020 arası hizmet sektörünün tüm senelerde en geniş payı aldığı; ardından sırayla tarım ve sanayi sektörlerinin geldiği görülmektedir. Bahsedilen dönemde hizmet sektöründe istihdam edilen kadınların oranı yüzde 50’den yüzde 60,4’e çıkarak 10,4 puan artar iken; tarımda istihdam edilenlerin oranı 10,1 puan azalarak yüzde 32,9’dan yüzde 22,8’e gerilemiştir. Tarım sektöründeki bu düşüş yalnızca kadın istihdamına özgü olmamakla beraber; kırdan kente göçün düzenli artışıyla gittikçe küçülen kır popülasyonu, daralan tarım ve hayvancılık faaliyetleri tablonun ortaya çıkmasında etkilidir. Daha önce kırsal ekonomik faaliyetler içinde yer alan vatandaşlar, kentte kendi bilgi ve becerilerini direkt ortaya koyabilecekleri bir iktisadi kol bulamadıkları için hizmet sektöründe konumlanmak durumunda kalmışlardır. Haliyle, hizmet sektöründe istihdam edilen kadın oranındaki genişlemenin bu olgu ışığında değerlendirilmesi daha anlamlı olacaktır.
Son olarak, kadın istihdamının en düşük olduğu sektörün sanayi olması hem geleneksel cinsiyet rollerinden ötürü endüstri işlerinin “erkek işi” olarak görülmesiyle, hem de ağır sanayi mesleklerinin kas ve beden gücü gerektirmesinden dolayı işverenlerin erkek çalışan tercih etmeleriyle açıklanabilir. Toplumsal önyargılardan ve sanayi ortamının getireceği cinsiyet ayrımcı muamelelerden imtina eden kadınların teknik meslek eğitimi alma konusunda daha çekimser davranmaları da bu bağlamda hesaba katılmalıdır.
Türkiye’de kadınların istihdama dahil olamama nedenleri incelendiğinde 2020’de ve önceki tüm yıllarda en baskın nedenin “ev işleriyle meşgul olma” olduğu dikkat çekmektedir. Bu durum ev içi rollerin ve bakım yükünün eşitsiz dağılımının kadınların iş hayatını sekteye uğratan birincil faktörlerden biri olduğunu tekrar hatırlatmaktadır. Bilhassa politika yapıcıların kurumsal düzeyde sağladıkları destek ve getirdikleri yapısal çözüm önerileri böylesine genişleyip karmaşıklaşan bir mesele için kritik öneme sahiptir. Bununla beraber, iş bulma ümidi olmayan kadın sayısı da 2019’a değin daha stabil bir şekilde seyrederken, 2020’de yüzde 136 oranında artarak astronomik bir yükseliş göstermiştir. Yukarıda değinildiği gibi COVID-19 salgınının istihdamda yarattığı belirsizlik ve güvencesizleşme iş bulma hususunda olumsuz ve ümitsiz kanının yaygınlaşmasında etkili gözükmektedir.
Ülkemizde kadın istihdamının kayıt dışı akmaya meyilli olması alana dair en problematik noktalardan biridir. Bu bağlamda 2019 verilerine göre Türkiye’de kadın istihdamının yüzde 41,3’ü kayıt dışı gerçekleşmekte, başka bir deyişle her 10 kadından 4’ü kayıt dışı çalışmaktadır (DİSK, 2020, s. 8). Sosyal güvenlik ve yardımlar gibi en temel çalışan haklarından yararlanamayan kadın işçi oranının bu denli yüksek olması kadın emeğini değersizleştiren hatta görünmez hale getiren bir teamül silsilesine yol açmaktadır.
Bu bağlamda kayıt dışı istihdama ve görünmez emeğe dayanan ücretsiz aile işçiliği de çoğunlukla kadınların yer aldığı bir iş gücü alanı haline gelmiştir. 2014-2021 arası cinsiyete göre ücretsiz aile işçilerinin sayısına bakıldığında kadınların erkeklerin 3 katından fazla olduğu göze çarpmaktadır. 2014-2021 arası cinsiyete göre ücretsiz aile işçilerinin sayısına bakıldığında kadınların erkeklerin 3 katından fazla olduğu göze çarpmaktadır. 2020'den 2021'ye geçişte erkek ücretsiz aile işçilerinin sayısında ufak da olsa bir azalma görülürken, kadın aile işçilerinin sayısında küçük bir artış gözlemlenmiştir.
Bu tablo salgın sürecinde istihdam bileşenlerinin değişmesiyle açıklanabilir. Dengesiz ve eşitsiz dağıtılan toplumsal/aile içi rollerin kadınları yarı-zamanlı ve kayıt dışı çalışmaya ittiği, dolayısıyla çalışma şeklinin bu konuda belirleyici olduğu da altı çizilen bir noktadır (Akıncı, 2020, s. 49-50). Bu hususta sorunun kaynağının başta sosyal normların sınırlayıcılığı ile olduğunu görmek ve çözümü bu alanda aramak makul ve elzem olandır.
Kaynakça
Akıncı, Z.N. (2020). Determinants of informal employment of women in Turkey [Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi]. Hacettepe Üniversitesi.
İlkkaracan, İ. (2012). Why so few women in the labor market in Turkey?. Feminist Economics, 18(1), 1-37.
Klasen, S. ve Lamanna, F. (2009). The impact of gender inequality in education and employment on economic growth: new evidence for a panel of countries. Feminist economics, 15(3), 91-132.
OECD. Stats. (t.y.). Labour force participation rate, by sex and age group. 18 Mayıs 2022 tarihinde https://stats.oecd.org/Index.aspx?DataSetCode=GENDER_EMP adresinden erişildi.
TÜİK (2021, Mart). İşgücü İstatistikleri [Basın Bülteni]. 18 Mayıs 2022 tarihinde https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Isgucu-Istatistikleri-2020-37484 adresinden erişildi.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu. (2020). Türkiye’de Kadın Emeği Raporu. 18 Mayıs 2022 tarihinde http://cloudsdomain.com/uploads/dosya/21031.pdf adresinden erişildi.
Türkiye İstatistik Kurumu (2021, 5 Mart). İstatistiklerle Kadın,2020 [Haber bülteni]. 18 Mayıs 2022 tarihinde https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Kadin-2020-37221 adresinden erişildi.
Bu analizi paylaş