Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür

Gece Yalnız Yürürken Güvende Hissetmeyenlerin Dağılımı (2003-2024)

%

Kaynak: TÜİK, İstatistiklerle Kadın Sosyal Veri

AI Analiz

Yapay zeka ile veri analizi

Otomatik oluşturulmuş grafik yorumu
Genel Bakış:
Bu grafik, 2003-2024 yılları arasında gece yalnız yürürken kendini güvende hissetmeyen kadın ve erkeklerin oranlarını göstermektedir. Veriler, cinsiyete göre farklılıklar ve zaman içindeki değişimleri ortaya koymaktadır.

Öne Çıkan Bulgular:
En yüksek ve en düşük değerler:
• Kadınlar için en yüksek değer %51.5 ile 2005 yılında, en düşük değer ise %27.3 ile 2019 yılında kaydedilmiştir.
• Erkekler için en yüksek değer %26.9 ile 2005 yılında, en düşük değer ise %10.2 ile 2023 yılında görülmüştür.

Dikkat çekici farklar:
• 2005 yılında kadınların kendini güvende hissetmeme oranı %51.5 iken, erkeklerde bu oran %26.9'dur. Aradaki fark 24.6 puandır.
• 2019 yılında kadınların oranı %27.3'e düşerken, erkeklerin oranı %10.2'ye gerilemiştir. Bu durumda kadınlar ve erkekler arasındaki fark 17.1 puan olmuştur.

Trendler:
• Kadınların kendini güvende hissetmeme oranı genel olarak 2003 yılından itibaren dalgalı bir seyir izlemiş, 2019 yılında belirgin bir düşüş göstermiştir. 2020-2024 yılları arasında ise tekrar artış göstermiştir.
• Erkeklerde ise 2003 yılından itibaren bir azalma trendi gözlemlenmektedir; 2020'den sonra bu azalma devam etmiş ve 2023 yılında en düşük seviyeye ulaşmıştır.

Değerlendirme:
Bu veriler, toplumsal cinsiyet eşitliği ve güvenlik algısı açısından önemli bir durumu yansıtmaktadır. Kadınların gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmemeleri, toplumsal cinsiyet temelli korkuların ve güvensizliklerin hala var olduğunu göstermektedir. Ayrıca, erkeklerin oranlarının düşmesi, toplumsal normların değiştiğine işaret edebilir. Ancak, her iki cinsiyet için de güvenlik algısının zamanla değişmesi, toplumsal dinamiklerin ve güvenlik politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.